Yazar : Yapı Kredi Yayınları
Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstüne - Seçme Yazılar - Yaşar Kemal Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstüne - Seçme Yazılar - Yaşar Kemal Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstüne ve Yaşar Kemal. “Ben sevgiden, sevinçten söz açmak istemez miyim, delice, çılgınca, içim taşa taşa, bir sevinçten söz açmak istemez miyim? Ben sevinçli adamım. Bu dünya böyle olmasa, böyle kara, karanlık olmasa, ben sevinçten taşar coşardım. Yaradılışım karanlıktan çok aydınlığa, acıdan çok sevince. Ne çare, ne çare ki sevinmek gelmiyor elimden. Dostluktan söz açmak, ne güzel. Bir dostum var. Sıcacık eli var. Sevgi dolu gözleri var. Ne güzel yalansız, salt sevgi dolu bir insan eli sıkmak. Sıcacık, sıcacık. Ben deli olurum, insanlar karanlık karanlık, kuşkulu baktıkça bana. Bütün insanlar kuşkusuz, korkusuz, çıkar düşünmeden, düşmanlık geçirmeden içlerinden baksalar biribirlerine. İnsan, ne olur biliyor musunuz, sıcacık bir bahar güneşinin bahtiyarlığında duyar kendisini. Bahar güneşinde bir sevinç içinde gerinir. İnsan bir bahar çiçeği temizliğinde olur.” Böyle söylüyor Yaşar Kemal. Bu satırların geçtiği yazının başlığı Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstüne, kitaba adını da veriyor. Yapı Kredi Yayınları’nın Doğan Kardeş-ilkgençlik dizisinden yayımlanan kitap, edebiyatını hümanizm üzerine kuran, Türkiye edebiyatının büyük ustası Yaşar Kemal’in edebiyat, kültür ve özgürlük üzerine temel düşüncelerini gençlere tanıtmak için seçilen yazılardan oluşuyor. Bu başlık, henüz Yaşar Kemal edebiyatıyla tanışmayanlar için, onun dünyaya yaklaşımını özetliyor. Bir insan, bir yazar ve bir aydın olarak hayataki duruşunu olduğu kadar; kökleri asırlar öncesine dayanan olay ve duyguları acı, yoksunluk ve isyanla harmanlayan Anadolu ve Çukurova’nın kültüründen beslenerek yaratığı coşkulu, zengin ve evrensel dilini de ele veriyor. Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstüne, Yaşar Kemal’in daha önce yayımlanan Baldaki Tuz, Zulmün Artsın, Ağacın Çürüğü ve Ustadır Arı kitaplarından seçildi. İlki 1960, sonuncusu 193 yılına ait, onun düşünce evrenine ayna tutan toplam 18 yazı ve konuşmadaki eleştirel tavır, aynı zamanda Türkiye’nin 20. yüzyılın ikinci yarısındaki egemen politik, düşünsel yapısına da ayna tutuyor. Her işin başının “düşünce namusu” olduğunu söyler Yaşar Kemal. “Bence, Batı Batı dedikleri, düşünce namusuyla başlar, onunla biter. Düşünce namusunun bitmediği, gelişmediği yerde, hiçbir iyilik bitmez, gelişemez.” Tembelik, bilim, masalar, korkular, kültür, özgürlük, sinema, Köy Enstitüleri, gericilik, ilericilik, sömürü düzeni, Çukurova, sanat, öfke, folklor, doğa, öğretmenler, İkinci Dünya Savaşı, vicdan, nükler tehlike, Dostoyevski, Nâzım Hikmet. Ve daha nice kişi, konu ve fikir. Kimi coşkuyla, kimi küskünlükle, kimi başkaldırarak kaleme alınsa da, hepsinin temelinde sevgi var. Author: Yapı Kredi Yayınları. Publisher: Yapı kredi yayınları. Language: Türkçe.
Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstüne - Seçme Yazılar - Yaşar KemalYapı Kredi Yayınları kitap indir bedava
Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstüne - Seçme Yazılar - Yaşar Kemal
Up until now I’d been familiar with Kafka as a concept. The term “Kafkaesque” appears in dictionaries as meaning dreamlike and surreal. Although I’d seen a stage adaptation of Metamorphosis, Amerika is the first of his works I’ve read. And it’s often critiqued as the worst…so maybe this wasn’t the best starting place. To give a quick synopsis, 16-year-old Karl is sent to America from Germany by his parents because he inpregnanted their maid and they didn’t want to deal with the finances or humiliation (Karl remains asexual through the rest of the book). Throughout the course of the book he is both bullied and befriended, bouncing around the city looking for belonging. Enthusiasts describe it has Kafka's most cheerful and humorous book. They say it’s an insightful perspective of America, and in many ways a contradiction of the American Dream. I disagree with these claims. For one, it’s not cheerful and humorous—the protagonist, Karl, encounters one frustration after another, but not in a slapstick sort of way, just in a generic sort of way. There’s a certain degree of absurdity to the way people act, which has a certain charm to it. But does that make it funny? Not so much. Those who critique the book say that it’s disappointing because there’s no real ending (after all, Kafka died before it was complete), and that it’s unrealistic because Kafka never actually visited America and therefore gives a vague, impractical vision of the country (the book takes place in NYC). The version that I read provides fragments at the end of pieces that weren’t included in the original, one of which does have a hopeful “ending.” But I don’t expect my books to have solid endings, anyway, since I value substance and prose so much more than plot. And it’s true that Kafka seemed to be doing a lot of guesswork as to what NYC would be like, BUT it works if it’s through the character’s eyes…Karl wouldn’t realistically have identified landmarks or geography. A huge point of reference for this book is the image of The Statue of Liberty holding a sword. It’s really the only fantastical image that the book presents; everything else is hazy. I was never entirely engaged just because Karl is such a passive, unemotional character. I’m just looking forward to reading the types of works that deemed the term “Kafkaesque” something poignant enough to be in the dictionary.
2022-11-14 13:46